ERDOĞAN KESİN KONUŞTU: “SÖZ KONUSU DEĞİL”

17

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni’nde konuştu. Erdoğan, konuşmasında “Harp okullarımıza subay yetiştirmek dışında misyon biçmeye kalkanlara kesinlikle izin vermeyeceğiz. Harp okullarının eski sisteme dönmesi kesinlikle söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu ordu, FETÖ’cülerin ordusu değildir. Bu ordu, şu veya bu yabancı kurumun ordusu hiç değildir. Bu ordu sadece ve sadece Türkiye’nin ve Türk milletinin ordusudur. Bu ordunun şerefli subayları Türkiye’nin ve Türk milletinin subaylarıdır. Bu ordunun kahraman askerleri Türkiye’nin ve Türk milletinin askerleridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Komutanlığında düzenlenen 858 muvazzaf subay adayının mezuniyet törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, “Ülkemizi ele geçirmek isteyenlerin işe harp okullarımızdan başladığını görüyoruz. Bu okullarda son 10 yılda görev yapmış tabur komutanı düzeyindeki yöneticilerin neredeyse tamamının darbecilerle birlikte olduğunun ortaya çıkması çok önemlidir. Biz önce eski sistemi tümüyle tasfiye ettik, ardından da tüm askeri eğitim kurumlarımızı Milli Savunma Üniversitesi adıyla tek çatı altında birleştirdik. Kara Harp Okulumuz da asli görevi subay yetiştirmek odaklı olarak yeniden yapılandırılarak, süratle eğitim öğretim faaliyetlerine başladı. Hem eğitim kadroları hem öğrencileri yenilenen okulumuzun tek bir gayesi vardır. O da TSK’ya en iyi, en donanımlı, en kabiliyetli subayları yetiştirmektir. Harp okullarımıza bunun dışında misyon biçmeye kalkanlara izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Bu okullarımızın eski sisteme dönmesi söz konusu değildir”

Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz de aynı tecrübeleri tekrar tekrar yaşama yanlışına düşemeyiz. Bunun için diğer harp okulları gibi kara harp okulumuz da milletimizin evlatlarının tamamına kapıları açık olacak şekilde öğrenci kabulü yapıyor. Hiçbir ideolojinin, hiçbir kesimin, marjinal zihniyetin okullarımızı ele geçirmesine izin vermeyecek, tamamen yerli ve milli bir yapıyı buralara hakim kıldığımıza inanıyorum. Türkiye’nin artık kaybedecek ne zamanı ve ne de insanı vardır. Bunun için üniversite mezunları arasından alınan öğrencilerimize harp okullarında 4 yılda verilen askeri eğitimin daha fazlası bir yıl içinde verilerek vazifeye hazır hale getirilmişlerdir. Okulumuzun müfredatı içinde askeri derslerin oranı yüzde 18’den yüzde 60 düzeyine çıkartılmış, diğer derslerin oranı yüzde 40 düzeyine çekilmiştir. Ayrıca eğitim öğretim süresi bir yıl arttırılarak güçlü bir yabancı dil altyapısı oluşturulmuştur. Böylece harp okullarımızda aslında yıllar önce yapılması gereken reformları da kısa sürede hayata geçirmiş olduk. Bu okullarımızın eski sisteme dönmesi söz konusu değildir.”

Milli Savunma Üniversitesi ve bağlı tüm okulların yeni yapılarıyla sürekli geliştirilmesi, güçlendirilmesi, ileriye doğru gitmesi için her türlü desteği vermeyi sürdüreceğini kaydeden Erdoğan, “Bugün Kara Harp Okulumuzda yeni dönemin ilk meyveleri olan 858 teğmenimizi mezun ederek ülkemize ve milletimize hizmet için görev yerlerine gönderiyoruz. Mezun olan teğmenlerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyor, görev yerlerinde başarılar diliyorum. Teğmenlerimizin ailelerini de ülkelerine böyle hayırlı evlatlar yetiştirdikleri için ayrıca tebrik ediyorum” diye konuştu.

“Bizim öne çıktığımız alan askerliktir, savaştır, yürekle ve bilekle yapılan mücadeledir”

Tarih kitaplarında Türk milleti için asker millet tanımının yapıldığını söyleyen Erdoğan, “Nasıl her milletin kabiliyetli olduğu bir alan varsa bizim öne çıktığımız alan da askerliktir, savaştır, yürekle ve bilekle yapılan mücadeledir. Önümüzdeki haftalarda tarih alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü takdim edeceğimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı hoca bu gerçeği anlatmak için şöyle bir hikaye aktarıyor: ‘Bir savaş sırasında İtalyan kumandan askerlerine ateş emri verir. Kimse ateş etmeyince kumandan ‘Ateş ateş ateş’ diyerek ahenkli bir şekilde bağırmaya başlar. Bu sırada siperdeki askerlerden biri ‘Bu ne güzel bir ses’ diyerek ayağa kalkıp geriye bakmaya çalışınca vurulur ve yere düşer.’ İlber Hoca her milletin belli alanlardaki kabiliyetlerini anlatan bu hikayesinin ardından bizim için yapılan asker millet tanımını teyit ediyor” ifadelerini kullandı.
Askerlikle ilgili mesleklerin Türk milletinin gönlünde daima ayrı bir yeri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kendi çocukluğumdan biliyorum. Akranlarımızın çoğunun hayali subay olup şu güzel üniformayı giymek, o kılıcı taşımaktı. 15 Temmuz darbe girişiminin yol açtığı tüm olumsuzluklara rağmen bu yıl harp okullarına girmek için 250 bin gencimizin müracaat etmiş olmasının gerisinde bu duygu yatıyor. Az önce değerli Genelkurmay Başkanım da ifade etti. Milletimiz peygamber ocağı olarak nitelediği bu şanlı yuvaların şu veya bu kesime değil, bizatihi kendisine ait olduğunu çok iyi biliyor. Dünyada, İslam dünyasında hiçbir ülkenin askerine Mehmetçik denmez. Ama dikkat edin bizim askerimize Peygamberimizin ismiyle müsemma küçük Muhammed anlamında Mehmetçik adı verilmiştir. Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm milletimizin ortak değeri olması gibi ordumuz da hepimizindir.”

“TSK’ya yapılmış her saldırı şahsıma yapılmış demektir”

Önümüzdeki yıl harp okullarına yapılacak müracaat sayısının katlanarak artacağına inandığını vurgulayan Erdoğan, “Çünkü bu ordu, darbecilerin, cuntacıların, vesayetçilerin ordusu değildir. Bu ordu, FETÖ’cülerin ordusu hiç değildir. Bu ordu, şu veya bu yabancı kurumun ordusu hiç değildir. Bu ordu sadece ve sadece Türkiye’nin ve Türk milletinin ordusudur. Bu ordunun şerefli subayları Türkiye’nin ve Türk milletinin subaylarıdır. Bu ordunun kahraman askerleri Türkiye’nin ve Türk milletinin askerleridir. Bu sancak tıpkı bayrağımız gibi ve ezanlarımız gibi canımız pahasına korumamız gereken namusumuzdur. Harp okulumuzun marşında ne diyor: ‘Şahikalar üzerinde meydan okur bu eller. Yaklaşacak düşmana mezar olur bu eller. Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti. Tarihlere sorun ki bize ölmez Türk derler.’ Ordumuzun üniformasını giyen herkes ülkemize ve milletimize hizmet etme onurunu taşıyan birer ölmez Türk’tür. Vatanımızın korunmasını emanet ettiğimiz ordumuza kimsenin musallat olmasına, kem söz etmesine, tacize varan sataşmalarda bulunmasına izin vermeyiz. Bu ordunun Anayasa’da teyit edilmiş başkomutanı olarak her bir askerimizin şerefini, onurunu, haysiyetini korumak şahsımın en başta gelen görevidir. TSK’ya yapılmış her saldırı şahsıma yapılmış demektir. Ordumuzun içine sızmış darbeci ve cuntacı hainlerle mücadele etmek başkadır, ordumuzu zayıflatacak, askerimizi rencide edecek davranışlar içine girmek bambaşkadır. Hainlerle mücadeleyi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama hiç kimsenin bunu fırsat bilip ordumuzu, subaylarımızı, askerimizi yıpratmasına da müsaade etmeyeceğiz. Çünkü biz sizlere en önemli kutsallarımızı, ezanımızı, bayrağımızı, sancağımızı, sınırlarımızı emanet ediyoruz” dedi.

“Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz”

“Bugün Türkiye operasyonel kabiliyet ve tecrübe bakımından herhalde dünyanın en güçlü birkaç ordusundan birine sahiptir” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Günün 24 saati, yılın 365 günü kesintisiz operasyon yürütebilecek böyle güçlü bir ordumuz olmasaydı bizi bu coğrafyada bir gün yaşatmazlardı. Fırat Kalkanı Harekatında, DEAŞ’ı birkaç ay içinde çökerten de, çukur eylemlerinde masumla haini hassasiyetle ayırıp bölücü terör örgütünü açtığı çukurlara gömen de bizim ordumuzdur. Başka ülkeler kendi güvenliklerini bir takım uluslararası kurumlara, başka bir takım devletlere havale edebilir ama bizim Türkiye olarak böyle bir şansımız yoktur. Biz her ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Suriye krizi sırasında bir kez daha gördük ki, başımız gerçekten belaya girdiğinde ülkemize elini uzatacak ne bir uluslararası kurum, ne de kendi kardeşlerimiz dışında bir toplum yoktur. Dost ve kardeş toplumların maalesef askeri olarak bize katkı sağlayacak güçlü bir durumları olmadığını gayet iyi biliyoruz. Hani iyi gün dostu derler ya; üyesi bulunduğumuz uluslararası kurumların böyle olduğunu gördük, yaşadık ve yaşıyoruz. Onun için kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” ifadelerini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetlerini her bakımdan geliştirmek, güçlendirmek, büyütmek mecburiyetinde olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şu anda artık savunma sanayimiz 15 sene öncesiyle asla mukayese edilmeyecek güce ulaşmıştır. Bizi kapılarında bekletenler, bize talep ettiğimiz silahları vermeyenler artık şunu görüyorlar: Türkiye o vermediğimiz silahları artık kendisi yapıyor. Daha güçlüsünü yapmaya da devam edeceğiz. Özellikle gençlerimizin moralini, şevkini yükseltmenin ülkemize, milletimize, devletimize bağlılıklarını daha da güçlendirmenin yollarını aramalıyız. Türkiye’nin dünü zordu, bugünü meşakkatli, yarını daha da sıkıntılı olabilir. Tüm bunların üstesinden gelebilmek için önce kendimize güvenmemiz, tarihimizi, kültürümüze, değerlerimize vakıf olmamız gerekiyor. Anasınıfından başlayarak tüm eğitim müfredatımızı, gazetesinden televizyonuna ve internetine kadar tüm medyamızı bu doğrultuda seferber etmeliyiz. Bizim çocuklarımız Dede Korkut hikayelerindeki kahramanlar dururken niye bir başka ülkenin kahramanlarıyla yatıp kalksınlar. Kendi medeniyet tarihimizin masalları dururken niye başka bir kültürün örnekleriyle çocuklarımızı büyütelim. Kendi arı duru Türkçemiz dururken niye başka dillerin kavramlarıyla, kalıplarıyla konuşalım. Önümüzdeki dönemde tüm bu hususlarda milletimizle birlikte yoğun bir gayret gösterecek, eksiklerimizi tamamlayacak, hedeflerime doğru kararlılıkla yürüyeceğiz. Bu süreçte ordumuz en büyük güven kaynağımız ve en önemli imkanımız olmayı sürdürecektir” dedi.

“Millet olarak coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, gaza ruhumuzu yitirmeyişimize, her zaman mücadeleye hazır oluşumuza borçluyuz”

Mezun olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin saflarında göreve başlayacak olan teğmenlerin aynı zamanda orduyu gelecekte yönetecek kurmay adayları olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Önlerinde askerlik sanatını icra edecekleri uzun bir dönem var. Ben şimdiden gazanız mübarek olsun diyorum. Bu şerefli üniformayı giymekle dahi gazilik unvanını hak etmiş oluyorsunuz. Görev süreniz boyunca öyle veya böyle mutlaka terörle mücadele operasyonlarında, yurt dışı misyonlarında sorumluluk üstleneceksiniz. Aranızda belki payelerin en şereflisi olan şehitlik makamına ulaşacaklar çıkacak. Millet olarak coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, gaza ruhumuzu yitirmeyişimize, her zaman mücadeleye hazır oluşumuza borçluyuz. Suriye’de, Irak’ta, diğer ülkelerde, sınır boylarımızda, dağlarımızda ve ihtiyaç duyulan her yerde istiklalimiz ve istikbalimiz için kahramanca görev yapan tüm askerlerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim onları her türlü beladan, saldırıdan, kazadan, ihanetten muhafaza buyursun” ifadelerini kullandı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.